Bebeklerde RSV alarmı

Bu aylarda en sık görülen hastalıklardan biri de RSV enfeksiyonu. Birçok hastalığın bir arada görüldüğü mevsim geçişlerinde RSV belirtilerini ayırt etmek ebeveynler için zor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Merve Başkan, “Solunum yollarını hedef alan parainfluenza virüslerinden bir RNA virüsü çocuklarda üst solunum yolu enfeksiyonu olarak görülse de bebek ve ve küçük çocuklarda yüzde 20-30 oranında bronşiolit ve pnömoni gibi alt solunum yolu enfeksiyonlarına yol açıyor” dedi. Yetişkinler genellikle hafif soğuk algınlığı gibi basit belirtilerle hastalığı geçirdiğini ifade etti. Başkan, “Islık sesi gibi nefes alıp verme hastalığın önemli belirtilerinden biri. Nefes alıp verirken ıslık sesi gibi bir ses duyulabiliyor. Hava yollarının daralmasıyla hava akımının etkisiyle ortaya çıkıyor. Yüksek ateş de önemli bir belirti” şeklinde konuştu.

Merve Başkan.

VAKALAR MAYIS AYINDA YÜKSELİYOR

RSV en sık eylül ile mayıs arasında görüldüğünü belirten Başkan, enfekte kişilerin öksürmesi veya hapşırması sonucu havada asılı kalan virüs içerikli damlacıklar ile insandan insana bulaştığını söylüyor. Türkiye’de alt solunum yolu enfeksiyonu olan RSV’nin görülme sıklığı yüzde 19,6-63 arasında rapor edilirken, çocuklarda en sık akciğer enfeksiyonu yapan etkenlerden biri olarak biliniyor.

Kırmızı, mavi ve mor besinler: Bağışıklık kalkanı

Hastalıklara karşı vücut direncini artırmak için beslenme ve bağışıklık sistemi arasındaki sağlıklı ilişki hayati önem taşıyor. Beslenme ve Diyet Uzmanı İrem Aksoy, “Bağışıklık sistemi savunmasını dışarıdan gelen tehditlere karşı güçlendirmek hastalıklara karşı koruyucu etki gösterir. Bu amaçla P Vitamini birçok hastalığa karşı koruyucu” dedi.

İrem Aksoy.

VİTAMİN AÇISINDAN ZENGİN

Kırmızı-mavi-mor renklerin bulunduğu meyve ve sebzeler bağırsak sağlığı için önemine vurgu yapan Aksoy, “Üzüm, böğürtlen, ahududu, yaban mersini, çilek, nar, kızılcık, mor lahana, mürdüm eriği, kiraz, kırmızı pancar içeriğindeki vitaminler açısından zengin. Kereviz, maydanoz, kırmızı biber, papatya, nane ve ginkgo biloba bitkisi içerisinde bağışıklık güçlendirici vitaminler bulunur. Flavononlar (P vitamini) vücudun antioksidan kaynakları. Genellikle portakal, limon ve üzüm gibi tüm turunçgillerde bulunur. Kolesterol ve kilo yönetiminde fayda sağlıyor. Soğan, lahana, marul, domates, elma, üzüm ve zeytinyağı ise zengin P vitamini barındırır. Kalp hastalıklarının semptomlarının yönetilmesine katkı sağlarlar. Ayrıca çay, kahve, kakao kalp krizi veya felç geçirme riskini azaltmaya katkı sağlayabilir” diye vurguladı.

KANSERE KARŞI KORUYUCU

Bağışıklık sistemi savunmasını dışarıdan gelen tehditlere karşı güçlendirmenin önemine vurgu yapan Aksoy, “Stres, fiziksel aktivite ve beslenme birlikte dengede olması gereken üçlü sacayağı gibi nitelendirilebilir. Vücuttaki karmaşık aşama ve yollardan oluşan bağışıklık sistemi ağı, zararlı mikroorganizmalar ve hastalıklara karşı vücudu koruyan bir sistemdir. Dolayısıyla hastalıklara karşı vücut savunmasını önemli ölçüde etkileyen bir sistem olduğu söylenebilir. Soğuk algınlığı gibi hastalıklar başta olmak üzere birçok hastalık bağışıklık sistemiyle ilişkili” dedi. Besinlerin içeriğinde birçok doğal bileşiklerin yer aldığını vurgulayan Aksoy, “Genel olarak çoğu bitkide bulunan flavonoidler, P vitamini olarak da adlandırılıyor. Flavonoidler sebze ve meyvelere renk veren, sindirim sistemi hastalıkları, kalp hastalıkları, tip 2 diyabet ve kansere karşı koruyucu görev üstlenen yararlı bileşikler” şeklinde konuştu.

Elma dişi temizliyor

Atlas Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Öğretim Görevlisi Sozdar Başkan bayramda kontrolsüz olarak yenen şekerli ve asitli gıdaların dişler açısından risk teşkil ettiğini söyledi. Öğün aralarında elma gibi sert meyvelerin tüketilmesinin diş temizliğini olumlu etkilediğini anlatan Başkan,“Yine şekerli gıda yendikten sonra ağza atılacak bir parça peynir şekerin çürük önleyici etkisini gidermek açısından son derece önemlidir. Şekersiz sakız çiğneme de ağızda oluşacak asidik ortamın önüne geçerek diş çürüklerini engelliyor” diye konuştu. Başkan, ağız bakımı ve hijyeni için dişlerin günde en az 2 defa fırçalanması gerektiğini anlattı.

Ağrının sebebi miyom olabilir

Adet döneminde yaşanan ağrının doğru tedaviyle engellenebileceğini belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Meltem Çam, “Ağrı adet döngüsüne bağlı olabileceği gibi rahim ve yumurtalıklarda bulunan miyom ve kistler nedeniyle de olabiliyor. Adet sancıları genellikle yumurtlama fonksiyonu ile ilgili olurken, ağrı kesiciler ve doğum kontrol hapları ağrıları azaltıyor. Özellikle ağrı kesicilere beklenen adetten 1-2 gün önce başlamak şikayetlerin azalmasına yardımcı oluyor. Bu dönemde şikayetler kadının yaşam kalitesini bozuyor ise bir kadın-doğum hekimi ile görüşmeli” diye konuştu.

Koku yoksa Parkinson’a dikkat

Anadolu Sağlık Merkezi Nörolojik Bilimler Direktörü Prof. Dr. Yaşar Kütükçü, 65-70 yaşlarından sonra ortaya çıkan Parkinson hastalığında kokunun hayati önem taşıdığını söyledi. Koku bozukluğunun hastalığın ön belirtisi olabileceğini anlatan Kütükçü, “Parkinson olmadan hastalarda ‘premotor’ denen, ileride Parkinsonun gelişebileceğini düşündüren bulgular olabiliyor. Parkinson hastalığı aslında hasta olmadan 10-15 yıl önce belirti veriyor. Parkinson hastalarının geçmişine baktığımızda çoğunda bu tarz belirtiler olduğunu görüyoruz. Bu kişilerde Parkinson riski daha yüksek” diye konuştu.

Emziren anneler 3.5 litre su içmeli

Yeterli su tüketimi bebek sağlığı açısından da son derece önemli. Hamilelik ve emzirme aşamasında tüketilen mineralli suy bebek gelişimini olumlu etkiliyor. Emzirme aşamasında su gereksiniminin arttığını belirten Prof. Müfit Zeki Karagülle, “Normalde günde 2-2,2 litre su içilmesi kadınlar için yeterli olurken, hamilelerin günde 2,5-3 litre, emziren annelerin ise bu miktarı günde 3,5-4 litreye yükseltmesi gerekiyor. Bu artış bebeklerinin sağlıklı gelişmesi için büyük önem taşıyor” dedi.

Aileler BEP’e dahil olsun

Otizmde erken başlayan eğitim bireyin yaşamına olumlu yansıyor. Bireyselleştirilmiş Eğitim Programı (BEP) ile otizmli bireylere özel eğitim programı hazırlanması büyük önem taşıyor. Bu program bireyin yanı sıra aileye de destek eğitim imkanı sunuyor. Ailelerin BEP sürecine dahil olması ve eğitimde kullanılan yöntemleri öğrenerek bireylerin günlük hayatında aktif olarak kullanmasını sağlamak gerekiyor.

Anemiye çare patlıcan

Sofraların vazgeçilmez besini olan patlıcan, içeriğindeki lif ile hazımsızlık sorununa çözüm sunuyor. Hindistan’da yetiştikten sonra dünyaya dağılan bu besin, zengin demir içeriğiyle anemi hastalığını engelleyerek, beyin fonksiyonlarına yardımcı oluyor. Yorgunluk ve stresi azaltan patlıcan közlenerek tüketildiğinde ise yararlı bakterileri kaybediyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir